Taş ve Matematik: Uluğ Bey Rasathanesi

Taş ve Matematik: Uluğ Bey Rasathanesi

Ön Bilgi

1420'lerde Semerkant'ta kurulan Uluğ Bey Rasathanesi, teleskop öncesi dönemde çıplak gözle yapılan en hassas astronomi ölçümlerine ev sahipliği yaptı. Zîc-i Sultânî adlı detaylı yıldız kataloğunun hazırlandığı bu kurum, devasa gözlem araçlarıyla dönemin matematiksel astronomisini ileriye taşıdı.

Timur İmparatorluğu’nun başkenti Semerkant, 15. yüzyılın başlarında geniş bir coğrafyadan gelen araştırmacılara ev sahipliği yapıyordu. Hükümdar ve matematikçi Uluğ Bey’in öncülüğünde 1420 ile 1429 yılları arasında şehre büyük çaplı bir gözlemevi inşa edildi. Dönemin gözlem koşulları, optik merceklere veya bugün anladığımız anlamda teleskoplara dayanmıyordu. Gökyüzündeki cisimlerin konumlarını kesin olarak belirlemenin temel yolu, devasa boyutlarda ölçüm aletleri tasarlamaktı. Araçların boyutu büyüdükçe üzerlerindeki derece ve dakika bölüntüleri arasındaki mesafe artıyor, böylece ölçüm hassasiyeti yükseliyordu.

Rasathanenin en önemli aracı, “Fahri Sekstantı” adı verilen dev ölçüm yayıydı. Yarıçapı 40 metreyi aşan bu araç, üç katlı silindirik binanın içine yerleştirilmişti. Alt kısmı sarsıntıları engellemek amacıyla ana kayaya oyularak yeraltına indirilmişti. Temel amacı Güneş, Ay ve gezegenlerin meridyen geçişlerini hatasız ölçmekti. Yay üzerindeki işaretler, her dereceyi ve dakikayı belirgin biçimde gösterecek şekilde düzenlenmişti. Araç, optik büyütme sağlamasa da kusursuz geometrisi ve devasa ölçeği sayesinde araştırmacılara Ptolemaios (Batlamyus) döneminden o güne kadar kaydedilmiş en hassas konum verilerini sundu.

Fahri Sekstantı Yeraltı Kalıntıları

Kurumda yürütülen bilimsel faaliyetler tek kişinin çabasına dayanmıyordu. Gıyaseddin Cemşid el-Kâşî, Kadızade Rûmî ve daha sonra Ali Kuşçu gibi önemli matematikçi ve astronomlar gözlemlerin belkemiğini oluşturuyordu. Yıllar süren ortak çalışmaların sonucunda, 1018 yıldızın konumunu içeren Zîc-i Sultânî isimli kapsamlı eser ortaya çıktı. Bu katalog, gökcisimlerinin hareket tablolarını detaylıca listeliyordu. Mevcut verileri önceki zîclerle karşılaştıran ekip, geçmiş yüzyıllardaki bazı hesaplama hatalarını düzeltti. Eser ilerleyen dönemlerde İslam dünyasında ve çevresinde standart başvuru kaynağına dönüştü.

Rasathanenin ömrü oldukça kısaydı. Uluğ Bey’in 1449 yılında suikasta uğrayarak hayatını kaybetmesinin ardından kurum siyasi destekten yoksun kaldı ve zamanla yıkıma uğradı. Ali Kuşçu, Semerkant’taki istikrarsızlıktan uzaklaşırken Zîc-i Sultânî’nin yazma kopyasını Tebriz’e, ardından İstanbul’a getirerek verilerin bilim dünyasında korunmasını sağladı. Gözlemevinin tam konumu yüzyıllar boyunca unutuldu. 1908 yılında V. L. Vyatkin tarafından yürütülen arkeolojik kazılarla sekstantın yeraltındaki büyük hendek kısmı yeniden keşfedilerek gün yüzüne çıkarıldı.

Zîc-i Sultânî Yazması

Bugün Semerkant’ı ziyaret edenlerin gördüğü yapı, orijinal üç katlı binanın kendisi değil, devasa sekstantın yeraltındaki taşıyıcı hendek kalıntılarıdır. Zîc-i Sultânî’nin içerdiği gözlem verileri 17. yüzyılda Oxford Üniversitesi kütüphanesindeki kopyaları üzerinden çevrilerek Avrupa dillerine kazandırıldı. Semerkant’ta yapılan ölçümler, astronomi geleneğinin o dönem ulaştığı teknik kapasiteyi belgelemekle kalmaz, gözlemsel verilerin farklı coğrafyalara taşınarak bilimsel sürekliliği nasıl sağladığını da gösterir.

Kaynaklar